Kar çocuk- Tərcümə

Tarix:8-09-2017, 11:59 Baxış Sayı:234

Kar çocuk- Tərcümə


Manera.az şair Emin Pirinin türkcə tərcümə olunan şeirlərini təqdim edir.


Kar Çocuk

Kar yağarken
Daha çok üşür
mağazada satılmamış çocuk eldivenleri.

Ben kardan adamım, küçüğüm
Ben sıcak karım, sımsıcak olan.
Üşütmez ellerini
Sık avucunda,
At,
At beni soğuk güvercin yuvalarına.

Tanıyorum o çocuğu
Babasının içtiği votka şişelerini
Geri verip yerine ekmek alan çocuk.
Gördüm gözlerinde
Dünyanın en kederli sevincini.


Tanıyorum o çocuğu
Dedesinin verdiği okul harçlığını
Dövülmemek için
Babasına votka alan çocuk.

Tanıyorum o çocuğu.
Bakarken aynaya,
Kendinden yaşlıdır elleri
Haykırarak senin gözlerine:
Eller eldivensizlik ve besinsizlikten değil,
Sevgisizlikten üşür...
Geri ver çocukluğumu!


ÇOCUKLUK YILLARIM

Ayakkabılarım yırtılırdı
büyüdükçe ayaklarım.
Ayağınız büyümesin diye
Hiç dua ettiniz mi?


Fakir çocukların gözünde
Okulun bufe kapısı
Sıladaki dikenli tellerdi sanki
O sınırı geçebilmek
Belki de hayatımızın
En büyük devrimiydi.
Yazgımıza karşı
En büyük isyandı.

Annemin zamansız
beyazlayan saçları
kanıtıydı
alamadığı oyuncakların.
Kaderin oyuncağına dönüşmüştük.

Peki nerdeydi
çocukları seven Tanrı?!


Babamızın cebindeki paraya göre
bölmüşlerdi bizi
sınıflarda
Grublara.
Hani, deniz suyu
Okyanustaki sulara karışmaz ya
Bizi de karıştırmazlardı...
Sevgiden yutamaz
Okyanusun yunusları
Denizdeki balıkları.

Elbisesindeki yamaları saklamaktı
Zenginleringözünden
Fakir çocukların oyunu.

Erkekler ağlamaz diyen annem
Yerime kendi ağlardı.
Masal anlatırdı,
Gökten üç elma düşmezdi masallarda,
Söylemezdi bunu annem-
Canımız elma çeker diye...

Aşk Ayinleri
Bakışların beni istediği
Operaya dönüştüren orkestra şefi.
ellerim göğsümde
Marş okumak gibidir
Seni çağırmak.

Her seviyorum sözün
“Oku!”,
“Aşk adına oku”gibi
çınlar kulaklarımda.
Her gece dudaklarıma kondurduğun
Sevgi vahiylerin
Ben sorğusuz-sualsiz Nebi`si.

Susarsın gece yarısı
Kalkıp resmine bakarsın
Kabe duvarı gibi
Yüzümü sürerim- yanağın
benim tevbe yerim .

Sevmek
semavere atılan odun parçası gibi
kalbimin çarpıntıları.
Mutluluk her sabah
sevdiğinin gözlerinde doğmaktır.

Ben “Big Bang” tan doğmuş
ışığına aç galaksi,
kollarım gezegen
Sen Güneş`e dolanır.

Sen olmayınca
ellerimi unutuyorum,
ayaklarım habersiz benden
avlunuzdaki ayak izlerini okşuyor.

İnsan kalpten yok
Omuzlardan ve dizlerden seviyor
Bütün varlığıyla başını koymaya.
En çok sevdiğin söze dönüşür
Çocuk şımarıklığıyla söylediği
“Deli” kelimesi.

Bakışların kalbimde imza yeri,
Seni sevmek mobius şeridi-
Senden sana kaçıyorum.

Artık saatler de geri alınmıyor
Bir saat fazladan kalman için.

Artık hemen anlıyorsun
Shakespeare karekterlerini.
Pencereden bakınıp
Bağırmak istiyorsun:
okuma çalıkuşu, okuma.

İnanma
ağzından çıkan kelimelere-
Kadının dili ağzında değil,
gözlerinde.

Saç tellerinde mıknatıs kasırgası,
parmaklarım yönünü kaybetmiş
Pusula akrebi şimdi.

Sensiz yazın ortasında
dişlerim kilise çanı.
Yere inen İsa`yım...
İki bin sene sonra
Sensizliğin çarmıhında.


Şehit Oğlunun Söyledikleri

Sıkılıyor
Annemin ceyizlik ütüsü
Babamın hasat kokan
kıyafetleri için...
Ütülenmiyor
Hiçbirisi!..

Babamdan kalanlar
Sandık vatandaşı
Yıllardır kırışmıyor
Annemin elleri kırıştı ne yazık,
ütümüz de yaşlanmış.

Babamın kıyafetleri
cezasını çekiyor
sandık köşesinde
derse hazırlıksız bir öğrenci gibi.

Bekliyorum...
iki yıla,
üç yıla ...
belki de ne zamansa...
boyum babam kadar olsa.
Giysem kıyafetlerini
Kendimi yerdenyere atsam,
sürünsem yollarda,
belki biraz kırış katsam
belki biraz kirlendirsem
sevindirsem annemin ellerini,
sevindirsem ütümüzü...

...Annemi öyle görmedim hiç
Babamı getirirken
Sıkmıştı ellerini...
Görmeseler insanlar
yumruklardı babamı:
“bu iki öksüze, kim bakacak peki?!”

...Sonralar
Yüzüme bakıp,
Saçlarımı okşadı
ve...
“şehitler ölmez” dedi...

Yaz gelirgelmez
annem yorgan-döşek
yapıyor bahçede.
Gözünde sevgi,
kolunda nefret.
Çarpıyor
Kalbinin çarpıntısını,
Çarpıyor babamın yokluğunu.

...Babamın izini,
dizini dövüyor annem.
Sonra birşeyler düşünerek
Baka kalıyor annem...




H2O

Güz...
Yapraklar fısıldıyor
ağacın kulaklarına:
“Bekle beni yaza kadar”.
Sen de bekle beni,
bir başka kadında doyana kadar...

Parmaklarım saçlarında gezinir,
Salıncakta sallanan
Yaramaz çocuklar gibi.
Göğsündeki çift güvercin
Konar dudaklarıma
ağzımda yem varmış gibi.

Henüz,
Okul yılları...
Kimya dersinde
kururdu boğazım
pespembe dudaklarına
baktığımda.
Ellerinden
Biravuç su isteyen
içimi okurdun.
Ve...
Tahtaya büyük harflerle yazardın:
H2O...

Bu gece uykum gelmedi...
Uykum yok,
bari sen gel...
Ama parmağında yazgın saralıyor,
Şimdi bahar değil ya.

Ölçüleri küçülmüş haritada
Şehirlerimiz ellerinden
daha yakındı bana.
Dur...
Bakayım çalan kim
Kalbim çok çarpıyor.
Hoş geliyor
bu gelen
sensizliğe benziyor...
Söylemiştim ya sana...
Sensizlik
“Sen” “Siz” olurken başlıyor...

MANERA.AZБесплатные шаблоны для 10.5Forex Портал для чайников


XƏBƏR LENTİ